2 Eylül 2014 Salı

İstanbul.

27 ocak 2014 tarihinden beri İstanbul'dayım. ilk geldiğim zaman sokağa dahi çıkmaya cesaret edemediğim bu şehirde yaşıyorum 6 aydır. sokakları, caddeleri, bazı mekanları, sahilleri, otobüs ve metrobüs duraklarını, tabii ki vapurları, metroyu, yani kısacası birçok şeyi biliyorum artık. İstanbul'da bulunmak ile İstanbul'da yaşamak hatta belki de İstanbul'u yaşamak arasındaki farkı tattım bu 6 ayda. İstanbul'dan öncesi ve sonrası diye ayırıyorum hayatımı. her şey çok farklı. iki hayatım da birbirinden çok farklı. akademik anlamda çok az hatta belki de neredeyse hiçbir şey öğrenememiş olsam da İstanbul bana 'hayat okulu' dedikleri konuda fazlaca şey öğretti. kendime dair bilmediklerimi bile anlattı. kendimle tanıştım, yüzleştim. milyonlarca insanın yaşadığı bir şehirde tek başıma, ailem olmadan yaşamayı öğrendim. yalnız kalmayı, yalnızlığı öğrendim. kalabalık olmayı, insanlarla iletişim kurmayı öğrendim. cesaret etmeyi, bazen de ne yazık ki korkmayı öğrendim. gereksiz yere düşünmemeyi, bazı şeyleri akışına bırakmayı öğrendim. büyük konuşmamak gerektiğini öğrendim. bazı konularda söz vermemek gerektiğini öğrendim. mutlu olmayı öğrendim. biber gazının etkisi nasıl en aza indirilir, polisten nasıl kaçılır, bunu öğrendim. direnmeyi öğrendim. insanları tanıdım, tanımak nedir, bunu öğrendim. hayal kurmanın kesinlikle çok güzel olduğunu, ve hayallerin (altı yedi yıllık hayallerin bile) gerçekleşebileceğini öğrendim. bazı şeylerin bittiğini sandığımız halde bitmediğini öğrendim. anıların güzel, fazla güzel şeyler olduklarını öğrendim. makarnanın aslında aşırı güzel bir yemek olduğunu öğrendim. aslolan şeyin para, lüks bir hayat, zengin bir devlette yaşamak değil de huzurlu hissettiğin yerde uyuyup uyanmak olduğunu öğrendim. simitçi amcalara 50 kuruş fazla verip para üstünü almayınca ne kadar mutlu olduklarını öğrendim. küfretmeyi öğrendim. metrobüste yer kapmayı öğrendim. polislerin yanından elimi yumruk yapıp çenemi kapayıp yürümeyi öğrendim. vazgeçmeyi, tercih yapmayı, bitirmeyi, başlatmayı öğrendim. ne kadar olgunlaştım, ne kadar daha iyi bir insan oldum bilmiyorum ama, kesinlikle büyüdüm.

iyi ki geldim sana İstanbul. iyi ki gördüm her şeyini. güzelliğini, çirkinliğini, zorluğunu, zenginliğini.

henüz gitmedim, ama emin ol geri geleceğim.

teşekkürler!

2 yorum:

Yağmur Sayaner dedi ki...

Ah İstanbul! Ne de güzel anlatmışsın. Herkesin bir nebze korktuğu, ama hep bulunmak istedikleri yer. En güzel aşkların, en acı ayrılıkların, en büyük hayranlıkların yaşandığı şehir.. En derin aşıkların yaşadığı, herkesin özlemine kapıldığı, her şeyin en'lerini yaşatan şehir. Herkesin elinde olmadan ya meraktan, ya hasretten peşinden koştuğu dünya.. Ve bana da aşkla yaşamayı, yaşamayı kabullenmeyi öğreten şehir.. İstanbul, herkesin şehri, en çok da aşıkların. Ben özleminde olanlardanım şimdilik, yeniden bağrıma basmak için İstanbul'u bekliyorum. Benim yerime onu dinler misin gözlerini biraz kapatıp?

moradiography dedi ki...

çok teşekkür ederim bu enfes yorumun için! inan bana çok isterdim senin yerine de dinlemeyi İstanbul'u, ama ben de seninle aynı durumdayım artık. bu yazıyı birkaç hafta öncesinde yazıp taslak olarak kaydetmiştim. yani artık İstanbul'da değilim ne yazık ki.

dilerim ki yakın zamanda bitsin özlemimiz.