Çok yazmışım zuhaha.Alın size bir haftanın özeti.Ankara gezisi domuz gribi yüzünden iptal oldu.Umutluydum G ile buluşabilirdim.Neyse kısmet.Duman'a da gidemedim.Hava buz gibiydi resmen! Hasta olma ihtimalim vardı (bkz: önceki akşam Tüyap'tan eve kendini zor atmak+aileden azar işitmek).Gerçi hastalığın her hapşiiüüeeaa'sına değerdi ama gel bizimkilere anlat.Ah gençlik.Vah gençlik.He bi de belirtiyim matematik sınavım güzel geçti.Ben şimdi sizi hafta sonu sizi göremem filan.Haberiniz olsun.Üzülürüm neyin sonra.
Dipnot. Buse arkadaşımıza selamlar:D kızmamıştır umarım.sevgiler. :D
6 Kasım 2009 Cuma
Boğaziçi'nde
Enem.Üniversitesi çok ayrı bi olay olmakla birlikte, o güney kampüsü nedir (psikoloji güney kampüsünde.yuppi diye seviniyorum içimden asdfghj).Çok umutluyum şu sınav hususunda.Gerçi Minipop. insanımsısı daha şanslı kalıyor evet.Yerleşme şeysinden.Neyse, umarım şans hepimizin yanında olur he.Vallahi bak.Geçen dershanede bi çocuk vardı.Dört senedir öss'ye giriyomuş.Teknik liseye gidiyomuş kovulmuş.Akşam lisesinden okulu bitirmiş filan anlattı böyle rahat rahat.İçim daraldı.O anlattı ben coştum kendi kendime."Oğğğlum" dedim, "Dört sene bu yav?" Çaba gösterme konusunu geçtik.Çaban varsa ister beş, ister on sene olsun; kazananın hakkı kazananın olur elbet.Fakat rehberlik hocasının yanındaydık.YGS sonuçlarını değerlendiriyodu.Konuları tam değil, eksikleri filan vardı arkadaşın.Ne büyük rahatlık! Belki ben de aynı duruma düşerim hani.Bahsedeceğim olay başka.Yahu bu sene (aslında her sene oluyor bu) üniversite sınavına girecek arkadaşlarda bi rahatlık var.Ben seneye sınava giricem, içimden neler neler kuruyorum, Allahım ya kazanamazsam diye kuruntu yapıyorum hafiften, ama ne yöne baksam (okuldakiler ve dershanedekiler açıkçası) millette bi rahatlık, bi rahatlık..."Yoksa sorun bende mi?" diye de düşünmeden edemiyorum.Sadece sınav konusunda değil bu rahatlık, pembe gözlüklerden dünyaya bakan ne çok genç var kim bilir.Hayat güzel tamam.Hayır değil.Yani aslında güzel ama işte sen çaba harcamayınca ilerde güzel olmayacak, zaten bu işin savaşı vaaaaar, 1945'i vaaaaar, bombası vaaaaar, işgali vaaaar.Amacım hayallerinizi yerle bir etmek değil.Hayır hayır yanlış anlaşılmayayım, dünyayı kurtarmak için umut ve sevgi hep var.Yine bahsettiğim olay başka.Tamam kardeşim, ergenliktesin bi gün çok mutluysan öteki gün ölmek istiyorum triplerine giriyosun.Biz de geçtik bu yollardan (Allah Allah! Gazı kendi kendime yedim).Bugününe bak, geleceğini kur.Heh, bunu diyorum ben sana.Git ders çalış.Sonracıma çık dışarı sosyal ol.Adamı sinir etme.Şimdi bazı ot arkadaşlar diyecek ki: "Hayat ders değildir." Bi on sene sonra gelin görüşücem ben sizinle...
Sevgiler, Haarp. :D
(Ne dediğimi şaşırdım ama anladınız siz beni değil mi sevgili okuyucu.Anladınız anladınız.)
Sevgiler, Haarp. :D
(Ne dediğimi şaşırdım ama anladınız siz beni değil mi sevgili okuyucu.Anladınız anladınız.)
Tüyap Hatırası II
Selam yeniden.
Uykusuz imza olayını anlatmıştım.Fekat bir imza kuyruğu daha vardı ki...O da çokzeldi: Adam Fawer.Bi' adam, bu kadar mı güzel biri olabilir he.Neyse sulanmadan anlatalım: ilk önce interexpo salonuna gittik, söyleşiye.Çocukluğundan yazarlığına her bişeyi anlattı.Büyük görme kaybı yaşamış abimiz çocukluğunda, kaset kitaplar ona yazarlık için adeta pusula olmuş.Kimin kitap kasetleri? Stephan King. :D "Çok korkuyordum, kabus gibiydi" diye ekliyor.Matematik zekası olduğunu da mütevazi olma hallerini bi yana bırakıp söylüyor.Ne yazık ki Adam da birçoğumuz gibi hayallerinden vazgeçecek olmuş..."Yazarlığı aklımdan ittim, en azından yazarlığı görmemeye çalıştım" diyor.Arkadaşı Stephanie ona her ne kadar yazarlık konusunda teşvik edici konuşmalarda bulunsa da, aklı bir 'kariyer'de, bir 'yazarlık'ta gidip gelmiş.Sonunda 11 Eylül 2001 günü istifa etmiş.Aklınıza ne geldiğini tahmin edebiliyorum.Şimdi Adam Fawer, yarattığı karakter David Caine çıkarmış! :D Öhüm neyse, kitap yazmış, kelimeleri coşmuş.Beğenilmemiş, denemeler, denemeler, denemeler, yayınevlerinin Adam'ı reddetmesi...Adam Fawer pes etmemiş, sonunda OlasılıkSız ortaya çıkmış.Amerika'da satışlar fena değilmiş, ama mükemmel de sayılmazmış.Derken Hollanda, Almanya, Japonya'da satışlar Adam abimizin önüne gelmiş.Yurtdışından bu kadar iyi satış beklemezmiş.Sonunda kitabı Türkiye'ye gelmiş, okundukça okunmuş.Tramvaylarda, otobüslerde, vapurda, sokakta, neredeyse bütün kitap severlerin elinde bulundurmak istedikleri bu bilimkurgu, Türkiye'de çok talep görmüş.Adam Fawer bu durumu şöyle açıklıyor ve herkesi kahkahaya boğuyor: "Kitaplarım en fazla burada okunduğuna göre, Türkler zekidir." :D
Söyleşi nasıl geçti, nasıl bitti anlayamadım.Çok güzeldi, Adam Fawer çok zekiydi, mütevaziydi, espriliydi ve bir o kadar da karizmatikti.Kesinlikle bir havası vardı adamın!
İmzaya 5-6 dakika geç gittik.Enee, bir de baktık ki sıra olmuş 100-150 kişi.45 dakika sırada bekledik -ki değerdi- sonunda Adam insan üstü varlığını gördük.Gamze "hi" dedi.Adam da Türkçe olarak "Merhaba" dedi.Ecnebi yapıyor abücüm.Ben sıradayken o kadar İngilizce cümle kurdum aklımda, ama Adam'a söyleyemedim. :D Sadece yüzüne baktım ve güldüm, kendisi de güldü.Orada muhteşem bir insan vardı.Fotoğraf çekindik filan.Ben sorumu patlattım: "Empati'de Mk Ultra'dan bahsettiniz, peki Cia'in tepkisi ne oldu?" Durdu."İlginç" dedi, gülümsedi.Sonra vereceği cevap beni dehşete düşürdü: "Nothing!"
Amerikalarda ergenekon yoktuuuuuuu.Haydi kızlar merikaya.
Adam'ın "hiçbir şey"i, beni de, kendisini de güldürdü."Allah allah" tepkisi yüzümde belirmiş olmalıydı."Çok teşekkürler" dedim ve sıradan ayrıldık.Sema'nın söylediği son cümle sanırım duyulmamıştı.
Bu enerjiyi başka hangi yazardan alabilirim bilmiyorum.O kesinlikle müthiş bir adam.
Belki de sadece bana "mind control" yapıyordur.Shit.
Uykusuz imza olayını anlatmıştım.Fekat bir imza kuyruğu daha vardı ki...O da çokzeldi: Adam Fawer.Bi' adam, bu kadar mı güzel biri olabilir he.Neyse sulanmadan anlatalım: ilk önce interexpo salonuna gittik, söyleşiye.Çocukluğundan yazarlığına her bişeyi anlattı.Büyük görme kaybı yaşamış abimiz çocukluğunda, kaset kitaplar ona yazarlık için adeta pusula olmuş.Kimin kitap kasetleri? Stephan King. :D "Çok korkuyordum, kabus gibiydi" diye ekliyor.Matematik zekası olduğunu da mütevazi olma hallerini bi yana bırakıp söylüyor.Ne yazık ki Adam da birçoğumuz gibi hayallerinden vazgeçecek olmuş..."Yazarlığı aklımdan ittim, en azından yazarlığı görmemeye çalıştım" diyor.Arkadaşı Stephanie ona her ne kadar yazarlık konusunda teşvik edici konuşmalarda bulunsa da, aklı bir 'kariyer'de, bir 'yazarlık'ta gidip gelmiş.Sonunda 11 Eylül 2001 günü istifa etmiş.Aklınıza ne geldiğini tahmin edebiliyorum.Şimdi Adam Fawer, yarattığı karakter David Caine çıkarmış! :D Öhüm neyse, kitap yazmış, kelimeleri coşmuş.Beğenilmemiş, denemeler, denemeler, denemeler, yayınevlerinin Adam'ı reddetmesi...Adam Fawer pes etmemiş, sonunda OlasılıkSız ortaya çıkmış.Amerika'da satışlar fena değilmiş, ama mükemmel de sayılmazmış.Derken Hollanda, Almanya, Japonya'da satışlar Adam abimizin önüne gelmiş.Yurtdışından bu kadar iyi satış beklemezmiş.Sonunda kitabı Türkiye'ye gelmiş, okundukça okunmuş.Tramvaylarda, otobüslerde, vapurda, sokakta, neredeyse bütün kitap severlerin elinde bulundurmak istedikleri bu bilimkurgu, Türkiye'de çok talep görmüş.Adam Fawer bu durumu şöyle açıklıyor ve herkesi kahkahaya boğuyor: "Kitaplarım en fazla burada okunduğuna göre, Türkler zekidir." :D
Söyleşi nasıl geçti, nasıl bitti anlayamadım.Çok güzeldi, Adam Fawer çok zekiydi, mütevaziydi, espriliydi ve bir o kadar da karizmatikti.Kesinlikle bir havası vardı adamın!
İmzaya 5-6 dakika geç gittik.Enee, bir de baktık ki sıra olmuş 100-150 kişi.45 dakika sırada bekledik -ki değerdi- sonunda Adam insan üstü varlığını gördük.Gamze "hi" dedi.Adam da Türkçe olarak "Merhaba" dedi.Ecnebi yapıyor abücüm.Ben sıradayken o kadar İngilizce cümle kurdum aklımda, ama Adam'a söyleyemedim. :D Sadece yüzüne baktım ve güldüm, kendisi de güldü.Orada muhteşem bir insan vardı.Fotoğraf çekindik filan.Ben sorumu patlattım: "Empati'de Mk Ultra'dan bahsettiniz, peki Cia'in tepkisi ne oldu?" Durdu."İlginç" dedi, gülümsedi.Sonra vereceği cevap beni dehşete düşürdü: "Nothing!"
Amerikalarda ergenekon yoktuuuuuuu.Haydi kızlar merikaya.
Adam'ın "hiçbir şey"i, beni de, kendisini de güldürdü."Allah allah" tepkisi yüzümde belirmiş olmalıydı."Çok teşekkürler" dedim ve sıradan ayrıldık.Sema'nın söylediği son cümle sanırım duyulmamıştı.
Bu enerjiyi başka hangi yazardan alabilirim bilmiyorum.O kesinlikle müthiş bir adam.
Belki de sadece bana "mind control" yapıyordur.Shit.
Tüyap Hatırası I
Selam.
Yorgunum a dostlar.Kollarım, bacaklarım ve hatta topuklarım ağrıyo.Çok ağrıyo ama.Öyle böyle değil.Neyse neden diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Sormuyosanız bile anlatıciim.Tüyap'taydık arkadaşlarla geçen gün.O salondan bu salona, o imzadan bu imzaya, o sıradan bu sıraya, şurdan ileriye, burdan beriye dolanıp durduk.Uykusuz standına baktık filan baya kalabalıktı sıra yani.2-2.5 saat beklemem gerekti.Fekat başka işlerimiz de vardı.Adam Fawer'a neyin uğradık (Ne esprili adam ya.hehe.sevdim ki.) Öhüm, sonra saat 16'ya dayandığında tekrar uykusuz standına gittim.Sıra çok değildi.En fazla 1.5 saat beklerdim.N'olucaktı ki.Hemencicik girdim, arkadaki kızla aralıklı muhabbetler koyduk.Önümdeki üç kızla yegeze-leyeze muhabbeti yaptık.Siyah ojem vardı, ben kuuuğldum.Öndeki kızlar sürekli Ersin ve Umut Abi'nin fotoğraflarını çekiyolardı.Yiğit Abi de saçlarını kestirmişti.Yakışmıştı.Sıra azaldıkça azaldı, azaldı, azaldı...Başta içimden dedim ki:" Yav merve, nasılsa 10 dk durup pes ediceksin,".Çok edersin pes.İlerden bir de Alpay Erdem'i gördüm mü...Allah! Bi gaza geldim okuyucu, bi gaza geldim ki sorma! "Uykusuz sırasını halleder, bi de Elif Şafak'a naber derim" bile dedim içimden.Valla bak.Ve sıra bize de gelmişti, ilk başta Fırat Budacı, sonra Barış, sonra Memo, sonra Ersin, sonra Cihan, sooora Yiğit, sonra Cüstün (Büstün'e benden selam söyliycek amaaaa), sonra tabi ki...Beklediğim an geliyodu.Alpay Erdem görünmüştü.Allah'tan benden önceki kız, arkadaşları için de poster imzalatıyodu da işi uzun sürdü, biz de Alpay abiyle sohbet ettik.Sohbet bile denemez ya neyse.Merhaba "Alpay Ağbi" dedim."Merhaba" dedi.Durdum.Nasılsın faslı oldu mu hatırlamıyorum."Ya ben şeyi sorucaktım" dedim, "sitend ap gösterilerin ne zaman başlıycak? köşende yoktu" diye devam ettim.Sakalını iki parmağının arasına alarak: "İşte 14 Kasım'da filan başlıyo...Kadıköy'de olucaz, sonra Ankara'ya gidicez...Sahne daha başka oluyo ya" dedi."Evet ağbi" dedim, "sahne bambaşka" dedim.İçinden belki "sen ne biliyosun dingil" diyebilirdi...İşte aşağılık kompleksim devreye giriyordu.Salak hissettim kendimi bi'anda.Neysefem, "Sen hiç geldin mi" diye sordu bana."Yok, kısmet olmadı ağbi.Hem öss filan olayından vakit kalmıyo.Ama gelmeyi çok istiyorum.Ayarlamaya çalışıcam" dedim."Gel ya, vallahi daha güzel oluyo sahnede.Gelirsen kulise uğrarsın ben geldim diye, görüşürüz o zaman" dedi.Sanırım o arada çarpıldım.Çok mutluydum len.Valla bak.Hayatımda ilk defa bi mizahçı yazılarında beni bu kadar tanımlayabiliyoken ve ben siyah ojelerimle çok kuuğl'ken, beni gösterisine davet ediyodu.Hatta "kulise de gel" diyodu.Sonra ben bi uçtum, bi uçtum ki of.O uçuşla Yiğit Abü'ye 'Karikatürler-Yiğit Özgür'ü imzalatmayı unutuyodum.Soora imza sırası devam etti, otisağbi yavuzağbi, umut abi (aşkımızın meyvesi'ni çok beğendiğimi söyledim, umut abi de o sırada sandviçini kemiriyodu; 5 saatlik imza olayını bitirmeye az kala...), he bi' de o sırada erman çağlar, ofis sorumlusu mesut ağbi de imzalarıyla posterimin yüzünü gülümsettiler.Yirim anacım.Eve geç geldim diye annemlerden fırça yedim, sonra beni bi mutluluk dalgası sardı, postere baka baka ağladım.Bence burada güzel bi olay var.Şimdi neden bu kadar kuş, böcek, ağaç tralalalalaa olduğumu anlamadınız di mi.Siz gidin, Alpaycım beni anlar! =D
Yorgunum a dostlar.Kollarım, bacaklarım ve hatta topuklarım ağrıyo.Çok ağrıyo ama.Öyle böyle değil.Neyse neden diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Sormuyosanız bile anlatıciim.Tüyap'taydık arkadaşlarla geçen gün.O salondan bu salona, o imzadan bu imzaya, o sıradan bu sıraya, şurdan ileriye, burdan beriye dolanıp durduk.Uykusuz standına baktık filan baya kalabalıktı sıra yani.2-2.5 saat beklemem gerekti.Fekat başka işlerimiz de vardı.Adam Fawer'a neyin uğradık (Ne esprili adam ya.hehe.sevdim ki.) Öhüm, sonra saat 16'ya dayandığında tekrar uykusuz standına gittim.Sıra çok değildi.En fazla 1.5 saat beklerdim.N'olucaktı ki.Hemencicik girdim, arkadaki kızla aralıklı muhabbetler koyduk.Önümdeki üç kızla yegeze-leyeze muhabbeti yaptık.Siyah ojem vardı, ben kuuuğldum.Öndeki kızlar sürekli Ersin ve Umut Abi'nin fotoğraflarını çekiyolardı.Yiğit Abi de saçlarını kestirmişti.Yakışmıştı.Sıra azaldıkça azaldı, azaldı, azaldı...Başta içimden dedim ki:" Yav merve, nasılsa 10 dk durup pes ediceksin,".Çok edersin pes.İlerden bir de Alpay Erdem'i gördüm mü...Allah! Bi gaza geldim okuyucu, bi gaza geldim ki sorma! "Uykusuz sırasını halleder, bi de Elif Şafak'a naber derim" bile dedim içimden.Valla bak.Ve sıra bize de gelmişti, ilk başta Fırat Budacı, sonra Barış, sonra Memo, sonra Ersin, sonra Cihan, sooora Yiğit, sonra Cüstün (Büstün'e benden selam söyliycek amaaaa), sonra tabi ki...Beklediğim an geliyodu.Alpay Erdem görünmüştü.Allah'tan benden önceki kız, arkadaşları için de poster imzalatıyodu da işi uzun sürdü, biz de Alpay abiyle sohbet ettik.Sohbet bile denemez ya neyse.Merhaba "Alpay Ağbi" dedim."Merhaba" dedi.Durdum.Nasılsın faslı oldu mu hatırlamıyorum."Ya ben şeyi sorucaktım" dedim, "sitend ap gösterilerin ne zaman başlıycak? köşende yoktu" diye devam ettim.Sakalını iki parmağının arasına alarak: "İşte 14 Kasım'da filan başlıyo...Kadıköy'de olucaz, sonra Ankara'ya gidicez...Sahne daha başka oluyo ya" dedi."Evet ağbi" dedim, "sahne bambaşka" dedim.İçinden belki "sen ne biliyosun dingil" diyebilirdi...İşte aşağılık kompleksim devreye giriyordu.Salak hissettim kendimi bi'anda.Neysefem, "Sen hiç geldin mi" diye sordu bana."Yok, kısmet olmadı ağbi.Hem öss filan olayından vakit kalmıyo.Ama gelmeyi çok istiyorum.Ayarlamaya çalışıcam" dedim."Gel ya, vallahi daha güzel oluyo sahnede.Gelirsen kulise uğrarsın ben geldim diye, görüşürüz o zaman" dedi.Sanırım o arada çarpıldım.Çok mutluydum len.Valla bak.Hayatımda ilk defa bi mizahçı yazılarında beni bu kadar tanımlayabiliyoken ve ben siyah ojelerimle çok kuuğl'ken, beni gösterisine davet ediyodu.Hatta "kulise de gel" diyodu.Sonra ben bi uçtum, bi uçtum ki of.O uçuşla Yiğit Abü'ye 'Karikatürler-Yiğit Özgür'ü imzalatmayı unutuyodum.Soora imza sırası devam etti, otisağbi yavuzağbi, umut abi (aşkımızın meyvesi'ni çok beğendiğimi söyledim, umut abi de o sırada sandviçini kemiriyodu; 5 saatlik imza olayını bitirmeye az kala...), he bi' de o sırada erman çağlar, ofis sorumlusu mesut ağbi de imzalarıyla posterimin yüzünü gülümsettiler.Yirim anacım.Eve geç geldim diye annemlerden fırça yedim, sonra beni bi mutluluk dalgası sardı, postere baka baka ağladım.Bence burada güzel bi olay var.Şimdi neden bu kadar kuş, böcek, ağaç tralalalalaa olduğumu anlamadınız di mi.Siz gidin, Alpaycım beni anlar! =D
17 Ekim 2009 Cumartesi
Ankara yolcusu kalmasın =)
Yep, yine yollar gözüküyor bana :P 2 Kasım'da Anıtkabir'de olacağız, hatta ben G insanını da görmeyi düşünüyorum.Madımak fantezisi hep var değil mi?Ne dersin G? :Ş
11 Ekim 2009 Pazar
Belki bir gün...
Belki bir parça ömür bulunur bir yerde
Belki içine biraz hayat konulur
Belki ölmeden insan olunur yine
Belki biraz da hava solunur
Belki bir gün
Ağaçlar kök salınca
Hepsi göğsüme batınca
Tek odalı kağıttan şatomda
Uyanırım belki
Yalnızken kırık yatağımda
Alışırım zamanla
Bu kadarı var bana hayatta
Yetinirim belki
Belki bir parça akıl bulunur bir yerde
Belki içine biraz zeka konulur
Belki bir gün
Ağaçlar salınınca
Rüzgar göğsüme dokununca
Camdan dışarı bakınca
Anlarım belki
Yatağımı onarınca
Dayanamam yalnızlığa
Daha fazlası var hayatta
İsterim belki
Belki içine biraz hayat konulur
Belki ölmeden insan olunur yine
Belki biraz da hava solunur
Belki bir gün
Ağaçlar kök salınca
Hepsi göğsüme batınca
Tek odalı kağıttan şatomda
Uyanırım belki
Yalnızken kırık yatağımda
Alışırım zamanla
Bu kadarı var bana hayatta
Yetinirim belki
Belki bir parça akıl bulunur bir yerde
Belki içine biraz zeka konulur
Belki bir gün
Ağaçlar salınınca
Rüzgar göğsüme dokununca
Camdan dışarı bakınca
Anlarım belki
Yatağımı onarınca
Dayanamam yalnızlığa
Daha fazlası var hayatta
İsterim belki
10 Ekim 2009 Cumartesi
Acı çekmek bazen
Bazen bi şarkı duyarsınız, kalbiniz burkulur, düşlersiniz iki kişilik hamurdan dünyanızı.Ve gerçek olamayacağı aklınıza gelince, güneş gibi batarsınız gecenin karanlığına.Sessiz, kimsesiz, çaresiz.Tamam, duyulmuyor olduğunuzu farz edelim.Ama içinizdeki büyük harfli sesleri çıkartamayacağınızdan dolayı korkularınızdan olmuyor mu sanki bütün olanlar?
Yine sessizlik gelir.Ardından tekrar bir şarkı.Dünyayı görürsünüz, cenneti ve cehennemi.Dünyadasınız evet.Ama o şarkı -chasing cars- umudunuzla sizi cennetin güzel köşklerinde ağırlar.Peki olmazsa? İşte o zaman cehennemde yanıyor olduğunuzu hissedersiniz.Bütün bu olanların anlamı nedir peki? Acı çekmek bazen, fayda mı verir?
Sorularınız aklınızdadır, kafanız karmakarışık.Teknik olarak iyi giden yaşamınız sendelemiş, yere düşmüştür.Bacağı kanıyordur, pıhtılaşmayan kanınız sizi her geçen gün dipsizliğe sürükler.Yine şarkıyla kalakalırsınız.
O kanama hatırlatır sevginin ne demek olduğunu, susarsınız ama sessizliğinizin verdiği cevaplar bile güzel gözükür gözünüze.Bir kanama, bin kanamaya işarettir.Bacağını kurtaramayan, bütün bedenini kaybedecektir.Bunu bilmek bile sessiz harflerden oluşmuş, başkaları tarafından kullanılmış kelimeler demektir, bir daha hiç sizin olmayacak.
dipnot: 'siz' kullandığım yerleri kaldırın, yerine bir haarp koyun.
Yine sessizlik gelir.Ardından tekrar bir şarkı.Dünyayı görürsünüz, cenneti ve cehennemi.Dünyadasınız evet.Ama o şarkı -chasing cars- umudunuzla sizi cennetin güzel köşklerinde ağırlar.Peki olmazsa? İşte o zaman cehennemde yanıyor olduğunuzu hissedersiniz.Bütün bu olanların anlamı nedir peki? Acı çekmek bazen, fayda mı verir?
Sorularınız aklınızdadır, kafanız karmakarışık.Teknik olarak iyi giden yaşamınız sendelemiş, yere düşmüştür.Bacağı kanıyordur, pıhtılaşmayan kanınız sizi her geçen gün dipsizliğe sürükler.Yine şarkıyla kalakalırsınız.
O kanama hatırlatır sevginin ne demek olduğunu, susarsınız ama sessizliğinizin verdiği cevaplar bile güzel gözükür gözünüze.Bir kanama, bin kanamaya işarettir.Bacağını kurtaramayan, bütün bedenini kaybedecektir.Bunu bilmek bile sessiz harflerden oluşmuş, başkaları tarafından kullanılmış kelimeler demektir, bir daha hiç sizin olmayacak.
dipnot: 'siz' kullandığım yerleri kaldırın, yerine bir haarp koyun.
7 Ekim 2009 Çarşamba
Özlemek bazen
Evet bilirsiniz o duyguyu işte öyleyim şu sıra, eskilere gitmekteyim: yaklaşık 2 sene önceye.Neresi eski bunun diyecek olabilirsiniz fekat köprünün altından sular aktııı geçtiiii.Zaman kavramı işte :/ Üzülüyor muyum? Evet.Bi'de "Hiç kıymet bilmemişim." geriye dönüp baktığımda bana kalan tek cümle bu olsa gerek, öyle düşünüyorum.Biliyorum, her geçen sene bir öncesinden daha b*k olacak ama olsun yav, sanırım hayat mücadelesi bu ve bunun gibi bi'şey?
Var ya, gelse yanıma, özledim ben de dese sarılmaz mıyım? Sarılırım lan.Bi de öperim oh kokulu kokulu.Sabaha kadar başımı şişirsin, tıngırdatsın, şarkı türkü söylesin.Yapsın ya bunu.Şimdi Uzaklardasın dinlemek isterdim Zeki Müren'den ama dayanamam ağlarım ben şimdi.Yok kesin içim gider uzaklara.Çok özledim yani, öyle böyle değil.
Bazen yanıma geldiğini hayal ediyorum, ya da ben onun yanına gidiyorum.Seviyor beni kerata."Arkadaşız biz yahu, biliyorum, hissediyorum ne yaşadığını.Al omzum senin olsun, sümüğünü tişörtüme sile sile ağla" diyorum ben ona.Sonra bana olanları bir güzel anlatıyor.Belki ağlıyor.Ve belki de ben ona hiç bakmadığım kadar güzel bakıyorum.Canım o benim ya.Sanki canımmış gibi.Öyle seviyorum ki ağlayasım geliyor.Özlemişim gerçekten seni, hem de çok özlemişim.Sen ne hissediyorsun onu bilemem de.Belki ben de olurum senin gibi.Belki ben de omzunda ağlarım.Belki kıymetini anlarım o zaman? Ve yine zaman kelimemiz karşımıza çıkar.
Az kaldı, gelirsin işte ne bileyim.Ama hadi gel, yoksa ben kaçarım oralara.
Var ya, gelse yanıma, özledim ben de dese sarılmaz mıyım? Sarılırım lan.Bi de öperim oh kokulu kokulu.Sabaha kadar başımı şişirsin, tıngırdatsın, şarkı türkü söylesin.Yapsın ya bunu.Şimdi Uzaklardasın dinlemek isterdim Zeki Müren'den ama dayanamam ağlarım ben şimdi.Yok kesin içim gider uzaklara.Çok özledim yani, öyle böyle değil.
Bazen yanıma geldiğini hayal ediyorum, ya da ben onun yanına gidiyorum.Seviyor beni kerata."Arkadaşız biz yahu, biliyorum, hissediyorum ne yaşadığını.Al omzum senin olsun, sümüğünü tişörtüme sile sile ağla" diyorum ben ona.Sonra bana olanları bir güzel anlatıyor.Belki ağlıyor.Ve belki de ben ona hiç bakmadığım kadar güzel bakıyorum.Canım o benim ya.Sanki canımmış gibi.Öyle seviyorum ki ağlayasım geliyor.Özlemişim gerçekten seni, hem de çok özlemişim.Sen ne hissediyorsun onu bilemem de.Belki ben de olurum senin gibi.Belki ben de omzunda ağlarım.Belki kıymetini anlarım o zaman? Ve yine zaman kelimemiz karşımıza çıkar.
Az kaldı, gelirsin işte ne bileyim.Ama hadi gel, yoksa ben kaçarım oralara.
6 Ekim 2009 Salı
Evrim tamamlandı :p
Bugün yine tema eğitim tırı'ndaydım, gönüllü olarak.SMS topladık, imza aldık, tema üyeliği yaptık.Dolu dolu bir gündü.Tam alışmışken tırımızın Ankara yolcusu olacağı aklımızın bir köşesinde bizi hüzünlendiriyordu.YavruTEMA'lı miniklerle iyi işler çıkardık.Ve ben sonunda dünya için bi'şeyler yapabildim.
gençTEMA'lı oldum, çok mutluyum.
Neyse, eli boş değiliz.Toplam 500 küsur sms topladık, bu da 500 küsur fidan demek! Bugün 6 tane olmak üzere, yaklaşık 15 civarı yeni üyemiz var artık, 3. bölgede.İnanıyorum, "Türkiye Çöl Olmayacak!"
Zekavet Taş'a çok çoooookkk teşekkür ediyorum, kendisi bizi kucakladı, aldı yanına.Hiç hor görmedi, onlardan yaş yaş küçük de olsak bize yetişkin muamelesi yaptılar.Pazar günü Tema'nın genel toplantısından sonra bizimle tek tek el sıkışan Tema Genel Başkan'ı Sayın Hayrettin Karaca'ya, Tema il temsilcilerine, dünya konusunda duyarlı olan herkese, imza attırdığımız defterimize, bir de Sony profesyonel fotoğraf makinesi olan abiye çok çok teşekkür ediyorum :p
Benimçün harika bir hafta sonu + güzel bir hafta başlangıcıydı.
Kısacası Tema & Turmepa işbirliği içerisinde geçirdiğim dolu dolu 3 günüm ve o günlerde bize destek olan herkese teşkür ediyorum.
gençTEMA'lı oldum, çok mutluyum.
Neyse, eli boş değiliz.Toplam 500 küsur sms topladık, bu da 500 küsur fidan demek! Bugün 6 tane olmak üzere, yaklaşık 15 civarı yeni üyemiz var artık, 3. bölgede.İnanıyorum, "Türkiye Çöl Olmayacak!"
Zekavet Taş'a çok çoooookkk teşekkür ediyorum, kendisi bizi kucakladı, aldı yanına.Hiç hor görmedi, onlardan yaş yaş küçük de olsak bize yetişkin muamelesi yaptılar.Pazar günü Tema'nın genel toplantısından sonra bizimle tek tek el sıkışan Tema Genel Başkan'ı Sayın Hayrettin Karaca'ya, Tema il temsilcilerine, dünya konusunda duyarlı olan herkese, imza attırdığımız defterimize, bir de Sony profesyonel fotoğraf makinesi olan abiye çok çok teşekkür ediyorum :p
Benimçün harika bir hafta sonu + güzel bir hafta başlangıcıydı.
Kısacası Tema & Turmepa işbirliği içerisinde geçirdiğim dolu dolu 3 günüm ve o günlerde bize destek olan herkese teşkür ediyorum.
5 Ekim 2009 Pazartesi
Temacılaaa.
"gençTEMA artık burada."
Hey selam millet.Nasılsınız iyisiniz tamam uzatmayın.Öhüm, haarp der ki, kalkın, bi sms atın 4014'e, sizin de en künyelisinden bir fidanınız olsun.Ne dersiniz.Evet dersiniz.
Beni sevdiğinizi biliyorum.Çünkü ben de beni seviyorum.
asjklşşlkjdfgh şaka tamam, duyarlılığınız için şimdiden teşekkürler.Sıkıysa olmayın.
Hey selam millet.Nasılsınız iyisiniz tamam uzatmayın.Öhüm, haarp der ki, kalkın, bi sms atın 4014'e, sizin de en künyelisinden bir fidanınız olsun.Ne dersiniz.Evet dersiniz.
Beni sevdiğinizi biliyorum.Çünkü ben de beni seviyorum.
asjklşşlkjdfgh şaka tamam, duyarlılığınız için şimdiden teşekkürler.Sıkıysa olmayın.
2 Ekim 2009 Cuma
Yapamamak bazen
Hani üzülürsünüz bazen kendinize.Elinizden gelmez birilerine tutunmaya, belki de onlar size hiç tutunmamışlardı.Ama önemli olan o değildi ya, karşılık beklemezdiniz.Olmuyordu ama, tek yön gidiş biletlerine sahip olmak gibiydi o kişiler.Sizden gideceklerdi.Size dönmeyeceklerdi.
Yapamazdınız.Uzansanız tutamaz, yıldızlarda sanırdınız.Çerçevedeki resimde, telefondaki 3G'de arardınız.Bulamazdınız.O başkasıydı artık, ya da iyi bir oyuncu olmuştu sizi bile geçen.Düşünürdünüz, ne eksik he? Ne.. ne...Yoktu işte! Umursamamalıydınız, hüngür hüngür ağlamalı ama umursamamalıydınız! O giderken aptal aptal bakardınız.
Hani öyle yerin dibini boylamış, öyle mutsuz, öyle hüzünlü olursunuz.Son kuş yuvadan kaçar.Hayır siz bir korkuluktunuz ve tabii ki o kişi mısır tarlasına yanaşmamalıydı! Anlatamazdınız kendinize.Ona nasıl anlatacaktınız? Kafanız karışıktı.Tamam, bir arkadaşınıza anlatırdınız.Yüzünüz kızarırdı anlatırken.Gerçekten karışıktınız.O, sadece sizi kenardan seyrederdi.Hani onun olduğu bir dünyayı bulabilmekti dileğiniz.
Yalandan da olsa güzeldi hissederdiniz.Hani şarkılarda onu bulup çıkarır, göklerde kuşların sırtına bindirirdiniz.Sonra arkasına da siz atlardınız.Mavilikler gittikçe büyür, büyür, kocaman olurdu.Sonsuzluktu bu, fark ederdiniz.
Ve uyanış.Uyanış gürültülü olur, başınıza soğuk su dökülür bir anda.Gerçeği ayırt edemezsiniz.Hani lanet gibi hissedersiniz.Karışıklık geçmez, kendinizi konumlandıramazsınız.Kimsiniz çözemezsiniz, ağlarsınız.Gözyaşlarınız buhar olur, gökyüzüyle buluşur.Başka bir ülkede, başka bir tene değer ve bir can daha bulur."O da belki ağlıyor" diye düşünürsünüz, size ağlarmış gibi hissiyatı sanki.Hani yanılırsınız.O'nun gözyaşları hep aynı kişiye, hep aynı nedenle dökülmüştür.Hani o da buhar olup giden damlacığının, aşkının içinde sönmesini ister ya.Siz sadece hayatta bir buharsınızdır, anlarsınız.Yapamamak bazen...Elin(m)den hiç birşey gelmemek. :/
Yapamazdınız.Uzansanız tutamaz, yıldızlarda sanırdınız.Çerçevedeki resimde, telefondaki 3G'de arardınız.Bulamazdınız.O başkasıydı artık, ya da iyi bir oyuncu olmuştu sizi bile geçen.Düşünürdünüz, ne eksik he? Ne.. ne...Yoktu işte! Umursamamalıydınız, hüngür hüngür ağlamalı ama umursamamalıydınız! O giderken aptal aptal bakardınız.
Hani öyle yerin dibini boylamış, öyle mutsuz, öyle hüzünlü olursunuz.Son kuş yuvadan kaçar.Hayır siz bir korkuluktunuz ve tabii ki o kişi mısır tarlasına yanaşmamalıydı! Anlatamazdınız kendinize.Ona nasıl anlatacaktınız? Kafanız karışıktı.Tamam, bir arkadaşınıza anlatırdınız.Yüzünüz kızarırdı anlatırken.Gerçekten karışıktınız.O, sadece sizi kenardan seyrederdi.Hani onun olduğu bir dünyayı bulabilmekti dileğiniz.
Yalandan da olsa güzeldi hissederdiniz.Hani şarkılarda onu bulup çıkarır, göklerde kuşların sırtına bindirirdiniz.Sonra arkasına da siz atlardınız.Mavilikler gittikçe büyür, büyür, kocaman olurdu.Sonsuzluktu bu, fark ederdiniz.
Ve uyanış.Uyanış gürültülü olur, başınıza soğuk su dökülür bir anda.Gerçeği ayırt edemezsiniz.Hani lanet gibi hissedersiniz.Karışıklık geçmez, kendinizi konumlandıramazsınız.Kimsiniz çözemezsiniz, ağlarsınız.Gözyaşlarınız buhar olur, gökyüzüyle buluşur.Başka bir ülkede, başka bir tene değer ve bir can daha bulur."O da belki ağlıyor" diye düşünürsünüz, size ağlarmış gibi hissiyatı sanki.Hani yanılırsınız.O'nun gözyaşları hep aynı kişiye, hep aynı nedenle dökülmüştür.Hani o da buhar olup giden damlacığının, aşkının içinde sönmesini ister ya.Siz sadece hayatta bir buharsınızdır, anlarsınız.Yapamamak bazen...Elin(m)den hiç birşey gelmemek. :/
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)