5 Şubat 2010 Cuma

26 Eylül 09 mucuk.


Haberlerde, gündemde, canlı yayında onlar var: Tekel işçileri.Direnişteler.Büyük paralar peşinde değil bu insanlar, ne derler: bir lokma bir hırka.Erdoğan bunu çok görüyor.Kendi torunu ağzında altın kaşıkla doğarken, oğlu 26 yaşında gemi sahibi olurken (!) çok görmüyorsunuz.Zorunuza mı gitti?
Vereceğiniz miktar asgari ücret.Zaten işçiler "çocuğuma gemi alayım" derdinde değil.Ya da "yardakçılarımla nam-ı diğer ortaklarımla işler yapayım, hepimiz kazanalım" diye de düşünmüyorlar.
Ekmek kavgasıdır bu.Kuru soğan, ekmek, su.
"Lütfen grevi bırakın, rica ediyorum" diyor sevgili başbakanımız(!).Çiftçiye de böyle rica etse keşke, öhöm, o ayrı bir mevzu, ona da değiniriz.Ama ondan önce söyleyeceğim şu: Bu haksızlıklar elbet sizi de bulur.O yediğiniz haram yemekler boğazınızda kalır belki.O aldığınız gemicikler batar bir gün."Kelle hesabı" yaptığınız günler geride kalır ama sizin de bir gün kalbinize evlat acısı dokunur.
Kimin elinden kimin ekmeğini almaktır bu? Peşkeş çektikleriniz mi talimat verdi yoksa?
Efsun' kimse anlamayacak."Tekel annemin canını aldı, babamınkini de almasın" diyor.O çok iyi, çok doğru zatlar, ortalığı açılım-saçılım diye karıştıranlar, durmaksınız "RTE'ye laf yok" diyip saçmalıktan öteye gidemeyenler.Siz ne anlarsınız Efsun'un halinden?

Kaçıncı gün olursa olsun...Tekel işçilerinin yanındayım.Direnişte ben de varım.

böyleşeylerolmamalı

(görkem haarp'ın pulunu kırar)
haarp: ama beni kırıyosun görkem?
yan taraftan erdem: tavla hakkında iğrenç espiriler yapmayalım.

Bi acı, bi acı

Yalnızlık paylaşılmaaaz.Paylaşılırsa yalnızlık olmaz.imiş.
Temmuzdan beri bir sıkıntı var.Kendimi yalnız hissetmezdim ne bileyim."Kalabalığın içinde yalnız kalma" zırvası sanırım doğru çıktı...
Her neyse.Bazen kendimi anlamakta güçlük çekmeme rağmen, inanıyorum hissettiklerime.Zorlanmama.Üzülmeme.Sevmek istememe.Hepsinden öte, bazı şeyler düzelsin istiyorum.Herkes yanımda olsun.Kimseyi özlemeyeyim filan.Şöyle 1-2 sene gerisi..Zamanı geri almak istiyorum.Bi acı ki bu son yaşananlar.Bi acı.
Anlatamıyorum.
Kelimeler dizildikçe, harfler, düşünce balonlarının içi de doldu taştı.Hüzünle birlikte.Sussam, o zaman olmuyor.Hep ağlamak olmaz ki ama.Mecburen konuşmalıyım.Yazmalıyım.Saçma geliyor olabilir ama bu yara temizlenmeli.İçimdeki iltihap akıtılmalı.Kimse bu yaraya dokunmamalı.Kanatmamalı.Biri var belki de.O ona, o başkasına...Hepsi de saçma.Somut olan bir şey varsa, o da içimdeki acıdır.Elle tutulan.Gözle görülen.Koca, dipsiz bi' şey.
Ne zaman geçecek bilmiyorum.Yazmak istemiyorum."Öylece kalsın, boşver" diyorum..Olmuyor.Mutlu olsun ki.Bencillik etmemem gerek.Bencillik olmamalı.
Neden söylemedi en baştan? Bilmeliydim ki ben.Yakınlık, hepsi palavra diye düşünüyorum bazen.Olmamalıydı böyle.Çünkü hep umutlandım.Bilmeden canım acıdı.Hepsi bilmeden oldu.
Gün bitmesin istiyorum.
Neden mi? Çünkü her gece rüyamda görmekten bıktım usandım.Güzel şarkılar gibi dilime takılıyor, kalıyor."Damağında, sadece dillendirmeyi bıraktığında geçecek bir yara".Bütün gün çıkmıyor aklımdan.Tam bitiyor diyorum, gece yine geliyor.Bu yüzden kahvaltıda susmalarım.Bu yüzden oyuncuyum ben.Rolümü iyi yapmalıyım.
"Unutmalı" demiştim kendi kendime.Söylesene, nasıl unutayım?

taziye kabulümdür

Kırmızı gözlü balığım öldü :/ Biz onunla yer, içer, takılır, birbirimizi severdik.Seni çok özlüyorum kırmızı neonlu gözlü balık.Babam: "Bak, ışıkta gözleri kırmızı oluyor" demişti senin için.İşte ben sana o gün vurulmuştum balık.Seninle bağlanmıştım yuvama.Seni kırdıysam, aç bıraktıysam, suyun çok sıcaksa ve belki mantarlıysa, suyunu değiştiremediysem beni affet.Babamı da.Biz bazı geceler birlikte ağlıyoruz senin için.Ben seni gömmek istedim.Hainler seni "doğal döngü" diye çatıya attı.Sanırım kuşlar yemiş.Belki de bir karganın midesinde sindiriliyorsun.
Her neyse kırmızı neonlu gözlü balık.Senin yerini ne kılıç balığı doldurur, ne de ciklet.Zaten cikletler de ölmüyorlar hemen, büyüyorlar, kocaman oluyorlar.
Sen hep minnacıktın.Hiç büyümedin.

30 Ocak 2010 Cumartesi

~Gece

Gece'yi dinliyordum da... Bir yara hiç kapanmadan göğsümde saklı kalacak.

28 Ocak 2010 Perşembe

mjb

Haarp'a gelsin bu fotoğraf.

new musical express

Şimdi NME'09 ödülleri adayları açıklandı burdan oy veriyoruz: www.nme.com/awardsvote


Buradan ise yılın 'en sıcak' hatunlarına oy veriliyormuş:
http://www.nme.com/rate/hottestfemale2010/73

Hahah,bana sorarsanız benim ki :
Howling Bells diye güzel müzik yapan grubu vardır,kendisinin fotoğrafını koyuyoruz grubun reklamını yapmadan olmaz şimdi.En sevdiğim bayan seslerden top 5'e girer!
Tamam Juinata Stein (fotosu olan ablanın adı) gölgede kaldı sanırım ama olsun ikinci tercihim de bu bayandır :

Kendisi Yeah yeah yeahs grubunun taş solisti Karen O'dur.Daha yeni dinledim mesela 'It's Blitz!' albümünü ,her parçası hoş.Zero zaten patlayan bombası albümün.Seni seviyoruz,Karen.

Şimdi kadınların en sıcağı var da erkeklerin yok mu? Tabii ki bknz: www.nme.com/rate/hottestmale2010/73

Geçen sene Bellamy almıştı, bu sene sen köşede dur Matthew'cum şu güzine insana gelsin sıra şimdi.

Yahu bu adam kadar sürekli 32 diş gözüken modunda insan görülmemiştir tarafımca.O nasıl bir sevimliliktir,bateri çalarken görün hele sırıtışı hiç eksik olmayan bir ingiliz evladıdır.Haiti yardımı için şahane Tama baterisini satıyormuş,güzel bir haber tabii ..

Her neyse , bu NME ödüllerini pek sevmem ben.Adaylar falan hep belirlidir senelerce ama olsun.Bir de şaşırtırlar çoğunlukla bugünün birincisi yarın sonuncu gözükebilir listelerde .p Hadi bakalım başarılar hepinize!

26 Ocak 2010 Salı

Kylie Minogue dinliyorum

Kendimi iyi hissetmiyorum.Değişik bi'ruh halimdeyim.Lan lan noluyor!? yardım.

Kurşun Faber Kalemlerimiz

Bugün yeşimlerin taşınma mevzusundan konuşuyor idik.

yeşim:
ayyynen öyle yemin ederim bizim odanin yüzde 80i cöpten olusuyomus meger uf ne cok cöp cikti öldüm yahu
Pacelain:
ahah
aslında tasınmak iyi bir sey full temizlik yapıyorsun
benim oda da ne "gizli" çöpler vardır jekhgeg
yeşim:
ahah evet kesinlikle
torba torba cöp cikar valla ne kadar derli toplu olursan ol tüm mektuplar,hediyeler,onlar bunlar acayip de duygulandim hani atsam mi atmasam mi neyi atsam neyi atmasam cok zor
Pacelain:
eski şeyleri bulunca falan dimi
ilkokulda odamda kaybettiğim bi kalemim vardı /: acaba taşınsak onu bulur muyum?
yeşim:
ahah annenler git de ki anne bizim acil tasinmamiz gerekiyor kalemimi bulmam icin
Pacelain:
küfürü yerim kldnksdh cidden çok merak ediyorum ne oldu acaba
böcekler yemişte olabilir bi de güzel kalemdi he şimdi ayıptır söylemesi faber di :F

Bu diyalogtan sonra bi'kopuverdik.Duygusallaştık,eskiyi özlediğimizi farkettik.
Önceleri ne güzel winnie the poohlu 1001 dalmaçyalı faber "kurşun" kalemlerimiz vardı.Artık faber bu kalemlerden üretmiyor işi gücü grip üretmek!Hemde üretse de nerede kaldı winnie the poohlar,dalmaçyalılar...Varolan bütün kurşun kalemlerin üzerinde hepsi,mepsi,tepsi var.Biz yine umudumuzu yitirmedik yeşimle.Yarın kırtasiyeye yolumuz düşecek bakıceğiiiz bu tür kalemlerden var mı diye. (oha şunlara bakın winnie the poohlu kalem alcaklar) Dalga geçilecek bi konu yok.Tüylü tüylü kalemlerden alacağımıza winnie the pooh'u tercih ettik biz.
Hemde burada asıl olan,
Bizim eskiyi özlememiz dostlar.