31 Ekim 2015 Cumartesi

Oy ver

Yedi haziran gününden beri gergin bir süreç yaşıyoruz. Samanlıkta iğne aranak gibi görmeyin bir oyun etkisini.. Siyasi görüşünüz kimsenin umuru olmasın herkes istediğine bassın damgayı demokrasi kadar güzel bir şey var mı? Tamam bu soru komik oldu ne bileyim güzel günler olsun artık hepimiz yorulduk kavga ve ölümlerden.. O gün sandıkta görev almıştım. Yarın yine görev alacağım ve herkese diyorum ki Allah'ını seven defansa gelsin, oy versin. ( jamiryo :)


17 Ekim 2015 Cumartesi

sıradan bir cumartesi günüydü

İş bulma konusunda zorlanan, uzun süre bekleyen bi arkadaşım vardı. Ne zaman ‘neler yapıyosun?’ diye sorsalar sırıtarak ‘işsizim ben’ diyordu. O sırıttıkça ben de gülüyordum. Şimdi ne zaman soranlara ‘işsizim ben’ desem gülmeden edemiyorum. Bu yüzden de işsizlik sendromu denilen ve aslında tam olarak nedir, etkileri, belirtileri nelerdir bilmediğim şeye yakalanamadım. Bendeki daha çok eski mutsuzluğun üzerine yeni mutsuzluk eklenmesiyle oluşan hissizlik duygusu. Hissizlik diyorum çünkü her zaman farklı tepkiler verebilen bi insanım. Halen daha beni mutsuz edecek şeylerle uğraşıyorum ve çok da umrumda değil. Sonucunda n’olursa olsun bir şey hissetmeyeceğime eminim çünkü.

Aslında çok da işsiz sayılmam. Yapacak işlerim var fakat nasıl yapacağımı bilmediğimden ve gerekli kişiye ulaşamadığımdan koca gün oturdum. Can sıkıntısından ido sefer saatlerine baktım, pahalı geldi budo’ya geçtim. Fiyat listesini bulamayınca yüzmeye razı oldum. Aslında annem Bursa’dan ayrılmak için seçimleri beklememi istiyor ve neden diye sormaya korkuyorum. Oy kullanamayacağım.

İzleyebileceğim tüm dizileri bitirdim. Yüksek dereceden konsantrasyon bozukluğum nedeniyle filmlere dalamıyorum. Her gün bir adet kitap bitiyorum ve bu beni korkutmaya başladı. Çizelgeye göre (asla çizelge falan yapmam o kadar da değil) iki gün sonra Tutunamayanlar’a başlayacağım ve bir günde bitirmem hiç hoş olmaz. Yazara falan ayıp olur hem bence.

Kilo durumum artık kontrolüm altında. Sanırım bu kiloyla yaşamıma devam edeceğim. Hep derler ya ’15 yıldır ne alıyorum ne veriyorum’ öyle olacak gibi ve kemiklerimi hissetmek hoşuma gidiyor. Bir yandan da kaplumbağamın öğünlerini hiç atlamıyorum.

Tüm bunları yaşarken tabi ki düşünecek çok zamanım oldu ve 24 yıldır derdimi net olarak anlatamadığımı fark ettim. Bu yüzden hep minik dertlerimle tanındım, ‘derdini s*keyim aybike’ cevabıyla çok karşılaştım. Kesin bir küsme kararıyla minik dertlerimi de anlatmıyorum.

Ampulü bulmaya çalışıyormuşcasına pes etmeden devam ediyorum. Çünkü bu zamana kadar tüm hedeflerime öyle ya da böyle ulaştım. Bugün sitenin bahçesinde otururken yaşlı bir teyze yanıma oturdu, sanıyorum muhabbetimden sıkıldı ve kalktı. Bu yüzden bu yazıyı yaşlı teyze için yazıyorum. O temiz ve senin ayaklarına uyan ayakkabıları çöpe kim attı bilmiyorum teyze. Bence de onları alabilirsin ama çok az da olsa topukları var dikkatli ol.