21 Şubat 2010 Pazar

arkada yağmur yağıyor ve bir kitap daha bitti

Altta ki yazarı desteklemeden olmaz şimdi.Özlenecek ne var zaten anılardan başka,maalesef onları da geriye getiremiyoruz.
Hergün yollarda müzik dinleyerek gelip giderken,dersti ıvır zıvırdı sürekli işlerden baş kaldıramayan,kaldırsa bile hemen film ya da kitap gibi şeylere saldıran genç nesil olmaktan mutluyum aslında.Öbür türlü beynimle başbaşa kalmak pekte iyi olmayabilir,şayet kendimi ya da kendimizi sorgularken fena oluyor.

13 Şubat 2010 Cumartesi

Fizik hakkında

Fizik sınavları.Liseye başladığımdan beri kabusum oldu.Yapıyorum(sanırım) ama yapamıyorum gibi bi'hisse kapılıyorum.bunun nedenini de anlamıyorum.

belki hocadandır diyorum ve suçu hocaya yüklüyorum.efenim hoca bize bi'kitap aldırdı ve sorular aşırı zor."kalem oynatılmayacak sorular" tabiri vardır sanırım bu kitaptakiler de bu tarz sorular.kalem oynatamıyorum,tek ben değil kimse oynatamıyor.hoca bu kitap hakkında bu kitap benim başucu kitabımdır sınavda bazı soruları buradan sorarım ona göre çözün dedi.Hoca ilk sınavını yaptı.kolaydı.hocada dedi zaten kolaydı ama sevinmeyin bu sınavı kolay sordum daha zoruna gidicem.zor lafını duydum mu "fizikçiden" titriyorum.2. sınavı saymıyorum zaten o ortaktı ve soruları başka hoca hazırlamıştı bizim fizikçi dokunmamıştı.

arkadaşlarımla konuştum.ben fizikten,fizikçiden çok korkuyorum siz korkmuyor musunuz diye.onlar da bir şey yapamamalarına rağmen korkmuyoruz dediler.hatta bi'arkadaşım fizik kolay dedi.bu fizik kolay düşüncesini sınavlara göre söyledi.tamam itirazım yok olduğumuz sınavlar kolaydı.ama hoca sınavı kendi yaptığı zaman zor olacak.fizik kolay değil be abi.valla değil.fizikçi yüzünden artık böyle düşünüyorum.

niye kimse korkmuyor bu lanet fizikten?
niye ben çok korkuyorum fizikten?

çok mu önemsiyorum? ./

you and whose army

alışılmışın dışı daha doğrusu farklı bir boyut.Ben bu tarz parçalar dinlerken hüzünlenip,'neyim lan ben' diyip dururdum.Şimdi ise öyle değil.
'Hayat güzel kardeş,bak huzur var huzur ilerde' diyorum.

Tony Blair,yürü git leeğn.

11 Şubat 2010 Perşembe

Yemek yememe gibi bi'karar aldım.
Evet,artık sadece içiciyim.
glikozuna göre takıliciiim.

7 Şubat 2010 Pazar

Buzda dans.

Bugün kafamla yer çok güzel temas etti ama ben gene mutluydum.Tedirginliğime boyun eğsem de anlıktı sadece..

Buzdan korunun kardeşim yoksa bütün günü aptal pozisyonlar da,hatta duygusallaşmalar da geçirirsiniz.Şokta diyebiliriz.

yanlış okunan yazılar

yani istersen'i yann tiersen diye okudum. :!
bazı şeyleri fazla önemsiyoruz.

keşke her şey tıkırında olsa..

6 Şubat 2010 Cumartesi

Günün sözü

Son los locos que invertaron el amor

5 Şubat 2010 Cuma

26 Eylül 09 mucuk.


Haberlerde, gündemde, canlı yayında onlar var: Tekel işçileri.Direnişteler.Büyük paralar peşinde değil bu insanlar, ne derler: bir lokma bir hırka.Erdoğan bunu çok görüyor.Kendi torunu ağzında altın kaşıkla doğarken, oğlu 26 yaşında gemi sahibi olurken (!) çok görmüyorsunuz.Zorunuza mı gitti?
Vereceğiniz miktar asgari ücret.Zaten işçiler "çocuğuma gemi alayım" derdinde değil.Ya da "yardakçılarımla nam-ı diğer ortaklarımla işler yapayım, hepimiz kazanalım" diye de düşünmüyorlar.
Ekmek kavgasıdır bu.Kuru soğan, ekmek, su.
"Lütfen grevi bırakın, rica ediyorum" diyor sevgili başbakanımız(!).Çiftçiye de böyle rica etse keşke, öhöm, o ayrı bir mevzu, ona da değiniriz.Ama ondan önce söyleyeceğim şu: Bu haksızlıklar elbet sizi de bulur.O yediğiniz haram yemekler boğazınızda kalır belki.O aldığınız gemicikler batar bir gün."Kelle hesabı" yaptığınız günler geride kalır ama sizin de bir gün kalbinize evlat acısı dokunur.
Kimin elinden kimin ekmeğini almaktır bu? Peşkeş çektikleriniz mi talimat verdi yoksa?
Efsun' kimse anlamayacak."Tekel annemin canını aldı, babamınkini de almasın" diyor.O çok iyi, çok doğru zatlar, ortalığı açılım-saçılım diye karıştıranlar, durmaksınız "RTE'ye laf yok" diyip saçmalıktan öteye gidemeyenler.Siz ne anlarsınız Efsun'un halinden?

Kaçıncı gün olursa olsun...Tekel işçilerinin yanındayım.Direnişte ben de varım.

böyleşeylerolmamalı

(görkem haarp'ın pulunu kırar)
haarp: ama beni kırıyosun görkem?
yan taraftan erdem: tavla hakkında iğrenç espiriler yapmayalım.

Bi acı, bi acı

Yalnızlık paylaşılmaaaz.Paylaşılırsa yalnızlık olmaz.imiş.
Temmuzdan beri bir sıkıntı var.Kendimi yalnız hissetmezdim ne bileyim."Kalabalığın içinde yalnız kalma" zırvası sanırım doğru çıktı...
Her neyse.Bazen kendimi anlamakta güçlük çekmeme rağmen, inanıyorum hissettiklerime.Zorlanmama.Üzülmeme.Sevmek istememe.Hepsinden öte, bazı şeyler düzelsin istiyorum.Herkes yanımda olsun.Kimseyi özlemeyeyim filan.Şöyle 1-2 sene gerisi..Zamanı geri almak istiyorum.Bi acı ki bu son yaşananlar.Bi acı.
Anlatamıyorum.
Kelimeler dizildikçe, harfler, düşünce balonlarının içi de doldu taştı.Hüzünle birlikte.Sussam, o zaman olmuyor.Hep ağlamak olmaz ki ama.Mecburen konuşmalıyım.Yazmalıyım.Saçma geliyor olabilir ama bu yara temizlenmeli.İçimdeki iltihap akıtılmalı.Kimse bu yaraya dokunmamalı.Kanatmamalı.Biri var belki de.O ona, o başkasına...Hepsi de saçma.Somut olan bir şey varsa, o da içimdeki acıdır.Elle tutulan.Gözle görülen.Koca, dipsiz bi' şey.
Ne zaman geçecek bilmiyorum.Yazmak istemiyorum."Öylece kalsın, boşver" diyorum..Olmuyor.Mutlu olsun ki.Bencillik etmemem gerek.Bencillik olmamalı.
Neden söylemedi en baştan? Bilmeliydim ki ben.Yakınlık, hepsi palavra diye düşünüyorum bazen.Olmamalıydı böyle.Çünkü hep umutlandım.Bilmeden canım acıdı.Hepsi bilmeden oldu.
Gün bitmesin istiyorum.
Neden mi? Çünkü her gece rüyamda görmekten bıktım usandım.Güzel şarkılar gibi dilime takılıyor, kalıyor."Damağında, sadece dillendirmeyi bıraktığında geçecek bir yara".Bütün gün çıkmıyor aklımdan.Tam bitiyor diyorum, gece yine geliyor.Bu yüzden kahvaltıda susmalarım.Bu yüzden oyuncuyum ben.Rolümü iyi yapmalıyım.
"Unutmalı" demiştim kendi kendime.Söylesene, nasıl unutayım?

taziye kabulümdür

Kırmızı gözlü balığım öldü :/ Biz onunla yer, içer, takılır, birbirimizi severdik.Seni çok özlüyorum kırmızı neonlu gözlü balık.Babam: "Bak, ışıkta gözleri kırmızı oluyor" demişti senin için.İşte ben sana o gün vurulmuştum balık.Seninle bağlanmıştım yuvama.Seni kırdıysam, aç bıraktıysam, suyun çok sıcaksa ve belki mantarlıysa, suyunu değiştiremediysem beni affet.Babamı da.Biz bazı geceler birlikte ağlıyoruz senin için.Ben seni gömmek istedim.Hainler seni "doğal döngü" diye çatıya attı.Sanırım kuşlar yemiş.Belki de bir karganın midesinde sindiriliyorsun.
Her neyse kırmızı neonlu gözlü balık.Senin yerini ne kılıç balığı doldurur, ne de ciklet.Zaten cikletler de ölmüyorlar hemen, büyüyorlar, kocaman oluyorlar.
Sen hep minnacıktın.Hiç büyümedin.