30 Kasım 2009 Pazartesi

David Tennant?!

Doctor Who'da doktorumuz değişti.David Tennant yeni doktorumuz oldu.Biraz garip oldu ama.Alışıcez artık.He unutmadan David Doctor, Matthew'a benzemiyor mu sizce de? Böyle burun, göz, ağız filan.Sempati duymaya başladım.Bak şimdi. :p

29 Kasım 2009 Pazar

Anlatamıyorum

Canım sıkılıyor gerçi tatlı yeme fikride beni benden alıyor ama o kadar üşengecimki şurdan kalkıp bir tabak almaya halim yok :/

Ben eskiden insanlara derdimi anlatamıyorum derdim,ama çok şey değişmiş.
Derdimi değil hiç bir şeyi anlatamıyorum.
Ben anlatamıyorum ama insanlar her halükarda anlamıyorlar.Neden böyle bu düzensizlik? Bencillikte cabası,hemen pes etmek var.
Bir gün anlatmayı becerebilcekmiyim acaba kendimi.Bu sorunun cevabını çok zor bulacağım gibime geliyor.İşte o noktada nedense bu dizeler devreye giriyor:

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
ANLATAMIYORUM!

Ah Orhan Veli,yüce insansın.Cevabımıda sen bana veriyorsun,sadece sen.Kimbilir senin ne derdin vardı,ne anlatmaya çalıştında anlatamadın,bilinmez.

28 Kasım 2009 Cumartesi

24 Kasım 2009 Salı

Remy Zero

Çokzel dizi-film müzikleri de yapan bu grubu dinleyelim, dinletelim.Örnek: Smallville - Save Me.Alabamalı grubun bir Radiohead keşfi olduğunu da ekleyiverelim.

20 Kasım 2009 Cuma

Her sene Tüyap Kitap Fuarı'na gidilir.Kitaplara bakılır, söyleşilere katılınır, imzalar alınır...Akşam olur, eve istemeyerek de olsa dönülmelidir tabii.İşte kıyamet alametleri. :p Ve her sene klişelenecek bir laf ağzınızdan çıkar: "Bi daha Tütap'a gelen ne olsun lan!"
Tüyap'a gidiş kolaydır, kektir, binersiniz Yenibosna'dan Büyükçekmece'ye, önünde indirir.Fakat sorun dönüştedir.Hele ki ben, Gamze, Sema, Sema'nın annesi ve kardeşi Seda ile yağmur ve rüzgarın alnında içimizde Muse'dan Invincible çalaraktan, "Burada öleceğiz, cesedimizi bulamayacaklar" diye espri yaparken olayın gerçekleşmesine ihtimal vermekle yusuf yusuf olmak da içimizi kemiriyordu."Bi daha gelmeyiz, bu ne yahu yol yok iz yok" klişesini yaptık.
Üst geçit olmadığından tekrar Büyükçekmece'ye bindik, son durakta inmek için.Tekrar Büyükçekmece - Yenibosnaya bindik.Yorgunduk, açtık, ama mutluyduk.Together we're invincible cümlesinde coşmuştuk! Zafer bizimdi.
Annem beni telefonla aradğında daha Avcılar'a bile gelmemiştik."Hehe avcıları geçtik eve doğru geliyoruz" dedim ben de...Korktum çünkü.Eve gelince "Ben sana demedim mi" ile başlayan bir sürü cümle duyacaktım...Boşverdim.Koltuğumun altında imzalı uykusuz posterimle, poşetimde Adam Fawer imzalı Empati kitabımla ben yenilmez bi kahramandım.
Sefaköy'e gelmiştik...Gamze, ben, Sema ayrılacaktık -ki Gamze daha sefaköyden başakşehire gidecekti- minibüse binmeliyim dedim içimden.Ben ayrıldım.Minibüse bindim, annem aradı: "Kafanı kırıcam nerdesin" dedi :D "Geliyorum işte üfff" diye karşılık verdim.Saat henüz 20.05'ti.Zaten donmuştum, açtım.Neyse eve geldim, annemin ilk cümlesi: "Sana bundan sonra izin mizin yok" oldu.Bunun geçici olduğunu biliyordum, ama o lanet geri dönüş zorluğumuzu duymadan yargısız infaz yapması incinmişti."Aamaaaan" dedim, gittim odama, posterime, kitabıma sarıldım.Bi baktım, çok mutluyum...

Tüyap Hatırası 2009 / 31 Ekim Cumartesi

18 Kasım 2009 Çarşamba

insanda grip+morel bozukluğu olmasın..

oof çok morelim bozuk.çok küfür edesim var.içimde tutamıyorum patlıycam korkuyorum.nefesim kesiliyo.nefesim yerine gidip onun boğazını keseceğim az kaldı. '-'
kokoş yaaa tipe bak.daha türkçeyi bilmiyo. kimsin lan sen kim'' diyesim var. bunu size değil ona diyesim var.aslında onun bi suçu yok diğerinde suç.onunla konuşmaktansa domuz gribi olurum daha iyi.yada yeni çıkacak olan grip türlerinide tercih edebilirim.
ı-hıh cıks olmamş beğenemedim gitmemiş sana.git başkasını bul içim rahatlasın.çok şey lan ımm ne bileyim garip...
hatta abartarak murat Boz'un 'üzüleceksin' şarkısını gönderiyorum..seversin zaten sen.
oh rahatladım. hati test çözeyim ve şu lanet sınava çalışayım (:

17 Kasım 2009 Salı

Yataktayım.
Hastalık.Okula filan gitmiyorum? Neden? Kapı gibi raporum var.Evde bütün gün cnbc-e izleyebilir, saatlerce uyuyabilir, abime: "H1N1 olmuşum deyolla, öleceğim sanırsam" diye espriler yapabilirim...Bunların hepsini en fazla 2 gün yapabilirim, eğer hasta olduğunuz hafta içi herhangi bir günde edebiyat sınavınız varsa, bunu raporunuzu "şıırraaakkk" diye çıkarabilme suretiyle atlatabilirsiniz.Kendimi ele verdim lan.asdfgh.Ama bilmek gerek ki, eğer hocanız sınava girmeyenleri daha beter sınav yapıyorsa, orda bi cesaret var demektir.Ve ben "varıııımm" dedim.Gözlerime kadar varan baş ağrısını dördüncü derse kadar çekemezdim hem.Gitmeliydim.Hem o sınıftan, hem de bütün saçmalıklardan.
Şinasi'nin ilkleri çıktı aklımdan.Tek umudum izin alıp eve gitmekti.
Sonra nooldu?! Doktor Tülin Hanım 4 gün istirahat verdi (çok sağolsun. :D).Fakat 4 gün dışarı çıkma yasağı?!
Tanrım, cuntacılar aramızda asdfghjk

15 Kasım 2009 Pazar



Ne anlamı var ki.Sadece renkler olsun, sadece renkler...

resistance @ yozgat

Selam sevgili okuyucular.Bugün size bahsedeceğim konu "direniş".Şimdi mk ultra insanı "the resistance mı.yürü be haarp.helal kardeşim" diyebilir.Öhüm.Nama ben bundan bahsetmeyeceğim.Haberleri izliyorduk filan, şeker fabrikalarını özelleştirme şeysi var şu sıra biliyorsunuzdur.Ben de Yozgat'lıyım efendim (genelde çoğu insan Yozgat'ı Doğu Anadolu'da sanır fekat Yozgat, Sivas'ın hemencicik yanında, Tokat'ın hemen aşağısında, ülkücü kaynayan bir vatandır.kafiyemi yiyim).Şimdi "N'alaka" diyebilirsiniz.Biliyorsunuz, bu arada ne çok biliyorsunuz dedim, İç Anadolu bölgesinde şeker pancarı yetiştirilir.Yozgat-Sorgun'da da böyle bi fabrika varmış.Zaten yozgat ahım şahım gelişmiş bi yer değil.Tokat'ı, Sivas'ı saydım ama yanından geçmez yani.Nazardır anacım diye kendimi avutuyorum :p Neyse uzatmayalım.Sorgun'daki işçiler, çalıştıkları fabrikanın özelleşmesine karşı protesto yapıyorlar! Bu haberi izlerken gözlerimden yaşlar boşanıyor! :D Zuhaha.Ne güldük, ne güldük.Benim hemşehrim gelicek de protesto edicek.Hehey Yozgat, başına taş mı düştü.Kendine mi geliyosun a Yozgat.Sonunda o oy verdiğin 'müslüman' adamlar şeyini kazığa sokunca mı aklına geliyor ey Yozgat (şimdi yine ahlaksız olucam ama dayanamıyorum desem yeridir).Sen ki arabaşı çorbasının ana vatanısın, sen ki tas kebabında bir numarasın.Madımakı yapar, dürüm alırsın.Yazın kurak, kışın soğuksun; Kızılırmak'ı gerdanına yatırmışsın sen be hey Yozgat.Şimdi mi olucaktı he.Gözlerim dolmuyor değil senin bu haline.Gururlandım len sonunda.Senden de bi Sivas çıkar elbet bi gün, ki koltuklarım kabarsın Yozgatlıyım deyince.Aferin, akıllı ol Yozgat.He bayrama bekle beni, madımağımı isterim.Nokta.
19.03.2011 / Cumartesi

Sevgili günlük,

Dün gece başımıza neler geldi bilemezsin! Uzatmadan konuya giriyorum: Akşam yemeği için madımak yaptık.Üzerine yoğurdumuzu bile hazırladık.Ziyafet vardı yani :D Neyse meğersem yoğurdun tarihi geçmiş! Zuhaha.Güldüğüme bakma, yeni kendime geldim.Sanırım bi' 2 kilo vermişimdir :D Başımızda büyük olmadan yaşamanın zorluğuna alışıyoruz.2 sene önce olsa, ne Yeşim, ne Mehtap, ne de ben başımıza bunların geleceğini hayal bile etmezdik! Aybike İzmir'de tabi.Endüstri müh. olacak hanım. :p Biz burda, Aybike de oralarda sürünüyor :D Ben dedim ona "İstanbul'a gel" diye, "bunun İtü'sü var dedim, Boğaziçi'si var dedim, İstanbul'usu var anacım" dedim, ama illa ki güzel güzel puan yapıcak sınavda, sonra paşa paşa Ege'lere, 9 Eylül'lere gidicek.Hain :p :D Konuyu nerden nereye getirdim he.Ölüyorduk filan ama iyiydi ahah ya.Mehtap moleküler biyoloji okuduğu için az çok biyoloji bilgisiyle (:p) hemen vücudumuzdaki tepkimeleri sıraladı.Ben de bunun psikolojik çıkarımlarını yaptım.Bunun üzerine Yeşim olayı değerlendirdi ve Tayib'e bağladı :D Biz böyleyiz. :D
Hahah ya.Şaka maka iyi bi ev anımız oldu :D

merve.

6 Kasım 2009 Cuma

Çok yazmışım zuhaha.Alın size bir haftanın özeti.Ankara gezisi domuz gribi yüzünden iptal oldu.Umutluydum G ile buluşabilirdim.Neyse kısmet.Duman'a da gidemedim.Hava buz gibiydi resmen! Hasta olma ihtimalim vardı (bkz: önceki akşam Tüyap'tan eve kendini zor atmak+aileden azar işitmek).Gerçi hastalığın her hapşiiüüeeaa'sına değerdi ama gel bizimkilere anlat.Ah gençlik.Vah gençlik.He bi de belirtiyim matematik sınavım güzel geçti.Ben şimdi sizi hafta sonu sizi göremem filan.Haberiniz olsun.Üzülürüm neyin sonra.

Dipnot. Buse arkadaşımıza selamlar:D kızmamıştır umarım.sevgiler. :D

Boğaziçi'nde

Enem.Üniversitesi çok ayrı bi olay olmakla birlikte, o güney kampüsü nedir (psikoloji güney kampüsünde.yuppi diye seviniyorum içimden asdfghj).Çok umutluyum şu sınav hususunda.Gerçi Minipop. insanımsısı daha şanslı kalıyor evet.Yerleşme şeysinden.Neyse, umarım şans hepimizin yanında olur he.Vallahi bak.Geçen dershanede bi çocuk vardı.Dört senedir öss'ye giriyomuş.Teknik liseye gidiyomuş kovulmuş.Akşam lisesinden okulu bitirmiş filan anlattı böyle rahat rahat.İçim daraldı.O anlattı ben coştum kendi kendime."Oğğğlum" dedim, "Dört sene bu yav?" Çaba gösterme konusunu geçtik.Çaban varsa ister beş, ister on sene olsun; kazananın hakkı kazananın olur elbet.Fakat rehberlik hocasının yanındaydık.YGS sonuçlarını değerlendiriyodu.Konuları tam değil, eksikleri filan vardı arkadaşın.Ne büyük rahatlık! Belki ben de aynı duruma düşerim hani.Bahsedeceğim olay başka.Yahu bu sene (aslında her sene oluyor bu) üniversite sınavına girecek arkadaşlarda bi rahatlık var.Ben seneye sınava giricem, içimden neler neler kuruyorum, Allahım ya kazanamazsam diye kuruntu yapıyorum hafiften, ama ne yöne baksam (okuldakiler ve dershanedekiler açıkçası) millette bi rahatlık, bi rahatlık..."Yoksa sorun bende mi?" diye de düşünmeden edemiyorum.Sadece sınav konusunda değil bu rahatlık, pembe gözlüklerden dünyaya bakan ne çok genç var kim bilir.Hayat güzel tamam.Hayır değil.Yani aslında güzel ama işte sen çaba harcamayınca ilerde güzel olmayacak, zaten bu işin savaşı vaaaaar, 1945'i vaaaaar, bombası vaaaaar, işgali vaaaar.Amacım hayallerinizi yerle bir etmek değil.Hayır hayır yanlış anlaşılmayayım, dünyayı kurtarmak için umut ve sevgi hep var.Yine bahsettiğim olay başka.Tamam kardeşim, ergenliktesin bi gün çok mutluysan öteki gün ölmek istiyorum triplerine giriyosun.Biz de geçtik bu yollardan (Allah Allah! Gazı kendi kendime yedim).Bugününe bak, geleceğini kur.Heh, bunu diyorum ben sana.Git ders çalış.Sonracıma çık dışarı sosyal ol.Adamı sinir etme.Şimdi bazı ot arkadaşlar diyecek ki: "Hayat ders değildir." Bi on sene sonra gelin görüşücem ben sizinle...

Sevgiler, Haarp. :D

(Ne dediğimi şaşırdım ama anladınız siz beni değil mi sevgili okuyucu.Anladınız anladınız.)

Tüyap Hatırası II

Selam yeniden.
Uykusuz imza olayını anlatmıştım.Fekat bir imza kuyruğu daha vardı ki...O da çokzeldi: Adam Fawer.Bi' adam, bu kadar mı güzel biri olabilir he.Neyse sulanmadan anlatalım: ilk önce interexpo salonuna gittik, söyleşiye.Çocukluğundan yazarlığına her bişeyi anlattı.Büyük görme kaybı yaşamış abimiz çocukluğunda, kaset kitaplar ona yazarlık için adeta pusula olmuş.Kimin kitap kasetleri? Stephan King. :D "Çok korkuyordum, kabus gibiydi" diye ekliyor.Matematik zekası olduğunu da mütevazi olma hallerini bi yana bırakıp söylüyor.Ne yazık ki Adam da birçoğumuz gibi hayallerinden vazgeçecek olmuş..."Yazarlığı aklımdan ittim, en azından yazarlığı görmemeye çalıştım" diyor.Arkadaşı Stephanie ona her ne kadar yazarlık konusunda teşvik edici konuşmalarda bulunsa da, aklı bir 'kariyer'de, bir 'yazarlık'ta gidip gelmiş.Sonunda 11 Eylül 2001 günü istifa etmiş.Aklınıza ne geldiğini tahmin edebiliyorum.Şimdi Adam Fawer, yarattığı karakter David Caine çıkarmış! :D Öhüm neyse, kitap yazmış, kelimeleri coşmuş.Beğenilmemiş, denemeler, denemeler, denemeler, yayınevlerinin Adam'ı reddetmesi...Adam Fawer pes etmemiş, sonunda OlasılıkSız ortaya çıkmış.Amerika'da satışlar fena değilmiş, ama mükemmel de sayılmazmış.Derken Hollanda, Almanya, Japonya'da satışlar Adam abimizin önüne gelmiş.Yurtdışından bu kadar iyi satış beklemezmiş.Sonunda kitabı Türkiye'ye gelmiş, okundukça okunmuş.Tramvaylarda, otobüslerde, vapurda, sokakta, neredeyse bütün kitap severlerin elinde bulundurmak istedikleri bu bilimkurgu, Türkiye'de çok talep görmüş.Adam Fawer bu durumu şöyle açıklıyor ve herkesi kahkahaya boğuyor: "Kitaplarım en fazla burada okunduğuna göre, Türkler zekidir." :D
Söyleşi nasıl geçti, nasıl bitti anlayamadım.Çok güzeldi, Adam Fawer çok zekiydi, mütevaziydi, espriliydi ve bir o kadar da karizmatikti.Kesinlikle bir havası vardı adamın!
İmzaya 5-6 dakika geç gittik.Enee, bir de baktık ki sıra olmuş 100-150 kişi.45 dakika sırada bekledik -ki değerdi- sonunda Adam insan üstü varlığını gördük.Gamze "hi" dedi.Adam da Türkçe olarak "Merhaba" dedi.Ecnebi yapıyor abücüm.Ben sıradayken o kadar İngilizce cümle kurdum aklımda, ama Adam'a söyleyemedim. :D Sadece yüzüne baktım ve güldüm, kendisi de güldü.Orada muhteşem bir insan vardı.Fotoğraf çekindik filan.Ben sorumu patlattım: "Empati'de Mk Ultra'dan bahsettiniz, peki Cia'in tepkisi ne oldu?" Durdu."İlginç" dedi, gülümsedi.Sonra vereceği cevap beni dehşete düşürdü: "Nothing!"
Amerikalarda ergenekon yoktuuuuuuu.Haydi kızlar merikaya.
Adam'ın "hiçbir şey"i, beni de, kendisini de güldürdü."Allah allah" tepkisi yüzümde belirmiş olmalıydı."Çok teşekkürler" dedim ve sıradan ayrıldık.Sema'nın söylediği son cümle sanırım duyulmamıştı.
Bu enerjiyi başka hangi yazardan alabilirim bilmiyorum.O kesinlikle müthiş bir adam.

Belki de sadece bana "mind control" yapıyordur.Shit.

Tüyap Hatırası I

Selam.
Yorgunum a dostlar.Kollarım, bacaklarım ve hatta topuklarım ağrıyo.Çok ağrıyo ama.Öyle böyle değil.Neyse neden diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Sormuyosanız bile anlatıciim.Tüyap'taydık arkadaşlarla geçen gün.O salondan bu salona, o imzadan bu imzaya, o sıradan bu sıraya, şurdan ileriye, burdan beriye dolanıp durduk.Uykusuz standına baktık filan baya kalabalıktı sıra yani.2-2.5 saat beklemem gerekti.Fekat başka işlerimiz de vardı.Adam Fawer'a neyin uğradık (Ne esprili adam ya.hehe.sevdim ki.) Öhüm, sonra saat 16'ya dayandığında tekrar uykusuz standına gittim.Sıra çok değildi.En fazla 1.5 saat beklerdim.N'olucaktı ki.Hemencicik girdim, arkadaki kızla aralıklı muhabbetler koyduk.Önümdeki üç kızla yegeze-leyeze muhabbeti yaptık.Siyah ojem vardı, ben kuuuğldum.Öndeki kızlar sürekli Ersin ve Umut Abi'nin fotoğraflarını çekiyolardı.Yiğit Abi de saçlarını kestirmişti.Yakışmıştı.Sıra azaldıkça azaldı, azaldı, azaldı...Başta içimden dedim ki:" Yav merve, nasılsa 10 dk durup pes ediceksin,".Çok edersin pes.İlerden bir de Alpay Erdem'i gördüm mü...Allah! Bi gaza geldim okuyucu, bi gaza geldim ki sorma! "Uykusuz sırasını halleder, bi de Elif Şafak'a naber derim" bile dedim içimden.Valla bak.Ve sıra bize de gelmişti, ilk başta Fırat Budacı, sonra Barış, sonra Memo, sonra Ersin, sonra Cihan, sooora Yiğit, sonra Cüstün (Büstün'e benden selam söyliycek amaaaa), sonra tabi ki...Beklediğim an geliyodu.Alpay Erdem görünmüştü.Allah'tan benden önceki kız, arkadaşları için de poster imzalatıyodu da işi uzun sürdü, biz de Alpay abiyle sohbet ettik.Sohbet bile denemez ya neyse.Merhaba "Alpay Ağbi" dedim."Merhaba" dedi.Durdum.Nasılsın faslı oldu mu hatırlamıyorum."Ya ben şeyi sorucaktım" dedim, "sitend ap gösterilerin ne zaman başlıycak? köşende yoktu" diye devam ettim.Sakalını iki parmağının arasına alarak: "İşte 14 Kasım'da filan başlıyo...Kadıköy'de olucaz, sonra Ankara'ya gidicez...Sahne daha başka oluyo ya" dedi."Evet ağbi" dedim, "sahne bambaşka" dedim.İçinden belki "sen ne biliyosun dingil" diyebilirdi...İşte aşağılık kompleksim devreye giriyordu.Salak hissettim kendimi bi'anda.Neysefem, "Sen hiç geldin mi" diye sordu bana."Yok, kısmet olmadı ağbi.Hem öss filan olayından vakit kalmıyo.Ama gelmeyi çok istiyorum.Ayarlamaya çalışıcam" dedim."Gel ya, vallahi daha güzel oluyo sahnede.Gelirsen kulise uğrarsın ben geldim diye, görüşürüz o zaman" dedi.Sanırım o arada çarpıldım.Çok mutluydum len.Valla bak.Hayatımda ilk defa bi mizahçı yazılarında beni bu kadar tanımlayabiliyoken ve ben siyah ojelerimle çok kuuğl'ken, beni gösterisine davet ediyodu.Hatta "kulise de gel" diyodu.Sonra ben bi uçtum, bi uçtum ki of.O uçuşla Yiğit Abü'ye 'Karikatürler-Yiğit Özgür'ü imzalatmayı unutuyodum.Soora imza sırası devam etti, otisağbi yavuzağbi, umut abi (aşkımızın meyvesi'ni çok beğendiğimi söyledim, umut abi de o sırada sandviçini kemiriyodu; 5 saatlik imza olayını bitirmeye az kala...), he bi' de o sırada erman çağlar, ofis sorumlusu mesut ağbi de imzalarıyla posterimin yüzünü gülümsettiler.Yirim anacım.Eve geç geldim diye annemlerden fırça yedim, sonra beni bi mutluluk dalgası sardı, postere baka baka ağladım.Bence burada güzel bi olay var.Şimdi neden bu kadar kuş, böcek, ağaç tralalalalaa olduğumu anlamadınız di mi.Siz gidin, Alpaycım beni anlar! =D